Bu Rus Sanatçı Tombul Kedisini Ünlü Resimlerin İçine Yerleştiriyor Ve Ortaya Çıkan Sonuçlara Bayılacaksınız

Kedilerin çok güzel yaratıklar olduklarını ve verdikleri pozların son derece elegant olduklarını, bu nedenle de rahatlıkla ünlü ressamların resimlerine konu olabileceklerini kabul etmeliyiz. 

Rusya’da yaşayan bu kedi gerçekten de dünyadaki en ünlü resimlerden bazılarına konu olmayı başarmış ve sonuçlar da bekleyeceğiniz üzere son derece komik! 


Bu Zarathustra diye inanılmaz bir isme sahip güzeller güzeli, etine dolgun, sarman kedi resimlere rahatlıkla sızıyor ve bize soracak olursanız onları tamamlıyor.


 Zarathustra’nın sahibi Svetlana Petrova isimli kadın, tıpkı Vincent Van Gogh, Leonardo Da Vinci, Rembrandt, J. Vermeer, Frida Kahlo, Diego Velasquez ve sanat tarihine damgasını bırakmış daha pek çok başka ünlü isimlerin en bilinen eserleri gibi sayısız meşhur resme kedisini ustalıkla fotoşoplamış. 


Zarathustra, bu ünlü işlerde görüldüğü için oldukça büyük bir popülerlik kazanmayı başarmış ve Birleşik Krallık’ta bir sergide bile yer almış. Bazı müzeler onun fotoğraflarını internette bile paylaşıyorlar. Bir kedinin her gün sanat dünyasının en iyileriyle birlikte anıldığına denk gelmiyorsunuz. 


Zarathustra insanları bir yandan eğlendirirken bir yandan eğitmeyi de amaçlıyor. Zarathustra sayesinde bir çok insan sanatın ve resimlerin harika dünyasına daha büyük bir merak duymaya başladı, bu nedenle de bu muhteşem eserler artık yeni jenerasyonlar tarafından unutulmuyorlar. Zarathustra’nın en iyi ve en komik eserlerinden bazılarını aşağıdaki galeride inceleyebilirsiniz.


Svetlana, “Şişman Kedi Sanatı benim için son derece kişisel bir proje oldu. Zarathustra aslında benim annemin kedisiydi; annem 2008 yılında öldükten sonra onu ben sahiplendim. Annemle oldukça yakındık, bu nedenle de onu çok özlüyorum. Bu yüzden Zarathustra’nın benim için anlamı büyük. Zarathustra annemin ölümünden sonra depresyonla boğuşurken bana çok destek oldu. Tiyatro projem sırasında diğer kedim Marc’la çalışmalar yapmıştım ve arkadaşlarımdan biri bana dedi ki: “Neden Zarathustra’yı da sanat projelerin için kullanmıyorsun? O çok komik bir kedi!” Ve arkadaşım haklıydı. Annem onu çok şımarttığından son derece etine dolgun bir kedi. Annem onun dünyadaki en iyi kedi olduğunu bile söylerdi,” diyor.


“Ben de düşündüm ki neden olmasın, bu benim için kesinlikle eğlenceli olacak ve sonrasında da neler yapabileceğim hakkında düşünmeye başladım. Ona kanat takmanın çok da iyi olmayacağına karar verdim çünkü fiziksel durumundan ötürü uçamayacağı zaten aşikardı. O zaman Hollanda tarzı resimlerdeki gibi yiyeceklerle bir fotoğraf çekimi yapabileceğimi düşündüm. Bu fikrin nasıl görüneceğini kafamda daha iyi canlandırabilmek adına Zarathustra’yı bazı resimlerin içine fotoşopla yerleştirmeye karar verdim (olayların ve kostümlerin taslaklarını fotoşop kullanarak hazırlıyorum). Sonrasında ise onu başka bir resme daha fotoşoplamak istedim. Rembrandt’ın Danae’si. Bundan sonra ise bu şekilde dört tane daha klasik resmi fotoşopladım ve bunları düşüncelerini alabilmek için bazı arkadaşlarıma, sanatçılara ve galeri sahiplerine gönderdim. Böylesine klas sahibi bayanların daha önce hiç bu kadar güldüklerine ve hatta gülmekten ağlama raddesine geldiklerine şahit olmamıştım. Bu bana çok yardımcı oldu ve nihayetinde FatCatArt.com websitesini kurdum.”


“Ayrıca internetten de büyük oranda ilham alıyorum. Güzel ve zekice olacak bir internet karikatürü yaratmak istedim; bu virüs insanları bilgilendirmeli ve daha fazla öğrenmeye teşvik etmeliydi. Benim kedi resimlerime bakan insanlar bu resimlerin orijinallerini de araştırmak istemeli. 


Hepsinin bunu yapmadıklarının farkındayım, ancak yalnızca birkaçı bile yapsa değer. Proje sırasında kendim de bir sürü şey öğrendim: Ünlü ressamların stillerini, tekniklerini çalışarak bu resimlerin onlar yapmış gibi durmalarını sağlamaya çalıştım. Bu resimlerin orijinallerine sahip bir müze benim işlerimi paylaşırsa çok mutlu oluyorum.”


“Zarathustra ciddi bir kedi ve ister inanın ister inanmayın bu da ciddi bir proje: İşlerimizden her biri tıpkı orijinal resimler gibi yüksek çözünürlükte ve büyük boyutta ve bu projenin amacı resimlerin orijinallerinin bulundukları müzelere bu resimleri birkaç günlüğüne, yıllığına ya da yüz yıllığına koyabilmek. 


10

10

Sadece internette ünlü olmuş bir kediyi kabul edebilecek cesarette bir müze bulmaya çalşıyoruz. Müzeler sokaklara resim yapan sanatçıları kabul ediyorlar, o nedenle de artık internet ünlüsü olmuş kediler olarak bizim sıramız geldi.”


“Kedim 15 yaşında. O son derece uysal ve nazik bir hayvan, oldukça tatlı, sarılmayı ve benimle konuşmayı seviyor ya da bazen yalnızca yanıma uzanarak mırlamaya başlıyor. Sahibine verebileceği en fazla ilgiyi veriyor. Ame ben yanındayken telefonda birileriyle konuşuyorsam sinir oluyor, son derece kıskanıyor. Bazen bilgisayarımda saatlerce çalışmak zorunda kalıyorum, o zamanlarda yanıma geliyor ve sevilmek istiyor. Tıpkı “Bana bilgisayarından fazla ilgi göstermen gerekiyor!” der gibi.” “Konu oyunculuk yapmak ve modellik olduğunda Zarathustra’nın doğuştan bir yeteneği var. Onun doğuştan sanatçı olduğunu söyleyebilirsiniz ve sanat yaptığının son derece farkında ve fotoğrafçılarla da arası çok iyi. Bir odaya girdiğinde kimin fotoğrafçı olduğunu hissedebiliyor ve o insanlara yakınlaşmaya başlıyor- bu gerçekten tanıklık etmek için inanılmaz bir şey!”


“Onun modellik yapması için özel bir alanımız var. Yaşadığım dairede kocaman bir halıyla kaplı, bir sahneye benzeyen bu podyumu yaptım. Zarathustra bazı fotoğraflar için modellik yapmaya hazır hissettiğinde buraya gidebileceğimi gösteriyor, sonrasında ise halıya yatıyor ve son derece ciddi bir surat ifadesiyle çok komik pozlar vermeye başlıyor. Son derece farklı ve manaları surat ifadeleri yapabiliyor ve taklit konusunda da çok başarılı. Dürüst olmak gerekirse Zarathustra inanılmaz bir oyuncu. Zarathustra’nın Sunset Bulvarı filminde Gloria Swanson’ı nasıl taklit ettiğine bir bakın. Özellikle 0:27-0:35 saniyeleri arasına odaklanın. “Yakın çekimin için hazırım,” derken çok ikna edici değil mi? Yani bana projemde yardımcı olduğunu söylerken şaka etmiyordum.”


13

13

“Dijital sanat eserlerimi değişik yöntemler kullanarak hazırlıyorum: Bunlar değişik yöntemlerle basılabiliyorlar ve aynı zamanda manuel olarak da yeniden canlandırılabiliyorlar ya da kanvasa basılıp sonradan boyanabiliyor veya yalnızca boyanabiliyorlar. Yani sadece internetten yayınladığım dijital resimler yok, bunları çevrimdışı da sergileyebiliyorum. Sergiler için genellikle resmi boyamak için kanvasa basıyorum ve sonra bu resme eskiden kullanılan boyaları kullanıyorum- tıpkı lapis lazuli (bu pigment yarı değerli bir taşın öğütülmesiyle meydana geliyor ve gökyüzü gibi mavi renkleri boyamak için kullanılıyor), kurşunlu kalay sarısı ve açık yerler için kurşun beyazı ve Zarathustra’nın tüylerinin bazı kısımları için biraz zincifre gibi doğal minerallerden elde edilen boyalar. Tüm bu boyalar Rönesand ve eski Hollanda resimlerinde kullanılan boyalar ve bugünlerde çoğunlukla restorasyonlarda kullanılmak amacıyla oldukça sınırlı sayıda üretiliyorlar. Bunların yanı sıra fırça darbelerini de modern akrilik boyalar kullanarak restore ediyorum.”


“İşte bu şekilde modern bir resmin doku ve renk görünümü açısından bile gerçek, tarihi bir resme benzemesini sağlıyorum ve sanki orijinal ressam resme bir kedi eklemeye karar vermiş gibi duruyor. Birleşik Krallık’taki serginin adı “İkonlardan İnternet Ünlüsü Kedilere (From Icons to iCats)” ve bu projemin gerçek hayattaki ilk sergisiydi ve basında kendine geniş ölçüde yer bulmayı başardı. Bundan sonra başka sergilerimiz de oldu. Şimdilerde sanatımı NFT olarak satmayı planlıyorum.”


“Özellikle Leonardo, Raphael, Botticelli gibi İtalyan Rönesans ustalarına, Albrecht Durer, Hieronymous Bosch, Pieter Bruegel the Elder, Paul Reubens, Jan Vermeer ve Bartholomeus van der Helst gibi kuzeyli ustalara, Hollandalı natürmort sanatçıları Willem Claesz Heda ve Pieter Claesz’e, İspanyol Diego Velasquez ve Francisco de Goya’ya, Salvador Dali’ye (klasik değil ancak resim yeteneğine gelecek olursak klasik ustalar kadar iyi), Fransız Jean Auguste Dominque Ingres, Jacques Louis David’e, Amerikan John Singer Sargent ve Edward Hopper’a (bu da klasik bir usta değil), Rus Ilya Repin, Kuzma Petrov-Vodkin, Kazimir Malevich’e hayranlık duyuyorum ama listem gittikçe gidiyor.”